Şu aralar reklamlarda çıkan Vodafone reklamları beni güldürüyor. Güldürmesi içerindeki söz ve mimikler yüzünden. O yüzden sizlerle çıkan sloganları sizlerle paylaşıcam ;) Eminim çok güleceksiniz :)
-Siz kardeşsiniz evlenemezsiniz !!
-Skandal ! :)
-Anne ben Afrika'ya taşınıyorum!!
-Ay çok uzak :)
-Müdürüm aslan kaçmış!!
-Çaktırma ;)
-Beşizimiz olucakmış aşkıım !!
-Çokmuş yaw :))
-Okulu bıraktım dansöz olucam baba !
-Hmm mantıklı :))
adse
İşte sizce cevabı olmayan sorular.Ben birkaç tanesini biliyorum o kadar, siz kaç tanesini biliyorsunuz?
-Neden her gördüğümüz haritada hemen Türkiye'yi bulmaya çalısırız? Millet olarak Dünya'da kaybolma kompleksimiz mi vardır? Neden insanlar birbirlerine sarilinca sağa-sola sallanırlar?
-Neden öğrenciler ilköğretimin beşinci sınıfına kadar öğretmene "öğretmenim" diye seslenirken altıncı sınıfta bir anda "hocam" diye seslenmeye başlarlar?
-Neden insanlar kapalı bir alandan yağmur yağan alana çıkınca kafalarını eğerler? Yağmura duyulan saygıdan mıdır yoksa ondan tırstığımız için midir?
-Dolmuşlardaki fiyat tarifesinde "en kısa mesafe" neden "indi-bindi" olarak tabir edilir? Önce... inilip sonra mı binilir? Bir terslik yok mudur sizce de?
-Neden dükkanını kapatıp giden esnaf, kapıya "10 dakika sonra dönücüm" yazar, ne zaman gittiğini nasıl anlarız ki?
-Televizyona çıkan insanlar neden kendilerini Türkiye'deki bütün insanların izlediğini sanırlar? Örn: Şu anda 70 milyon kişi bizi izliyor...
-Neden gözlerinden öperim denir? İnsan vücudunda öpülecek daha uygunsuz bir yer var mıdır? Kimse kimseyi gözünden öpmüş müdür?
-Düğünlerde neden "Dom Dom Kurşunu" ile göbek atılmaktadır. "Bir avcı vurdu beni, bin avcı beni yedi" gibi sözler eşliğinde kendinden geçen başka milletler var mıdır?
-Neden bazı kızlarımız şirin bir hayvancağız gördüklerinde "inanmıyorum!" derler, inanılmayacak olan nedir?
-Cumartesi ve Pazartesi'nin neden kendi isimleri yoktur?
-Bir programı kurarken neden "kabul ediyorum" ya da "kabul etmiyorum" seçenekleri vardır? O kadar parayı bayılıp bir bilgisayar programı satın aldıktan sonra "kabul etmiyorum" seçeneğini işaretleyen bir takım saf kişiler mevcut mudur?
-Bulmacalarda boru sesinin karşılığı neden hep "ti"dir? Bulmacaları hazırlayan arkadaşlar hiç "ti" diye ses çıkaran boru görmüşler midir?
-Neden futbol takimi olan Ajax "Ayaks" diye okunur da temizlik ürünü Ajax "Ajaks" diye okunur?
-Neden ilanlarda "doktordan temiz araba" diye yazılır? Hipokrat yemininde "arabamı temiz kullanacağım" şeklinde bir madde mi vardır?
-Neden otobüslerde falan insanlar bir siren sesi duyunca, toplu halde sesin geldiği yere bakarlar ? Giden aracın ambulans, itfaiye ya da polis aracı olduğunu öğrenmek, insana ne kazandırır ?
-Neden bazı kadınlar hem beyaz pantolon (içini gösteren) giyip hemde olayı örtbas! etmek için bir çaba harcarlar? Mini etek olayı da buna dahildir...
-Neden bütün TÜRK filmlerinde tam sevişme sahnesi başlayacakken duvar daki tablolara zum girilir? Kamareman hatası mısır? Yoksa yönetmenin acizliği mi?
-Eğer bugün hava sıcaklığı 0 derece ise ve yarin iki kat daha soğuk olacaksa, yarın hava kaç derece olacaktır?
-Bilmem kaç milyon spermin arasından niye ben? Dahası, neye göre ben?
adse
Canlı Doğum Gülmekten Kırılacaksınız!!!
Gönderen Emre Etiketler: canlı dogum izle, canlı doğum izle, canlı doğum komik, KomikNot:Alıntıdır Geccetr.blogspot.com
adse
İşte yüzünüzde tebessüm oluşturacak bir yazı daha... Erkek adam, silmek istediği bir dosyayı Shift+Del ile siler, geri dönüşüm kutusu kullanmaz, tükürdüğünü yalamaz.. Ve dahası:
* IP'sini gizlemez.
* İnternette sörf yapmaz, olsa olsa tavla oynar.
* Antivirüsle, spyware ile uğraşmaz. Gerekirse format basar.
* Laptopun dokunmatik faresini kullanmaz, normal fare takar.
kaynak shiftdelete.net
adse
-Pinokyo abi, sen sünnet oldun mu?
-hayır.
-istersen bu konuda sana yardımcı olabilirim, dayım marangoz da …. Ehehe.
-pinokyo, okula gitcen mi sen?
-yoo.
-hiç bişi öğrenmeyecen yani?
-hayır öğrenmicem, oldu mu!
-odun geldin odun gitcen yani, hehehe…
-odunu görcen şimdi sen, konuş konuş…
-pinokyo, en yalan söyleyince burnun uzuyo de mi?
-ewet.
-peki doğruyu söyleyince neren uzuyo? Ehehehe…
-olum bela mı arıyon sen yaa!
-şşt, baksana odun!
-kim ben mi?
-yok ben! Odun diyom etrafa bakıyo yaa, sanki ormandayız anasını satiim.olum senin kafada bi tahta eksik galiba!
-pinokyo, sen abızıtın mı?
- ne?
-zzıt tahtalıköy, puhahaha……..
-gül gül sen gül !
X - heh, geldim işte.çok beklettim mi ya?
Pinokyo -iki satir bekliyoz burda yaw!
Y – ewet ya, çocuk ağaç oldu burada, ehe ehe…
Pinokyo – sen konuş biraz daha konuş…..
-pinokyo, şu meşhur Truva atı var ya, o senin akrabanmış, ööle diyolar…
- o diyenleri bi yakalarsam zaten onlarla akraba olcam…
-ehehe..
-Ne gülüyon lan!
Pinokyonun sevgilis – ne biçim kuklasın sen yaa, tahtasın bi yararın yok!ormandaki ağaçlar bile oksijen veriyo etrafa…
Pinokyo – oksijen veririm ama kokar şimdi boşver
Pinokyonun sevgilisi – pislik!
adse
mustafa 1. soruyu biliyonmu
-bilmiyom
-2. soruyu
-bilmiyom
-3 ile 4 u
-bilmiyom
-o zaman neden benim onume oturdun.
==-==-==-==-==-==
==-==-==-==-==-==
-ahmet kitabi ver su sorularin cevaplarini yazayim sen de benden yaz.
-tamam al.
-allah belani versin ahmet yanlis kitabi getirmisin.
Veli kagitlari degiselim mi?
-farketmez degiselim nasilsa ikimizinki de bombos.
==-==-==-==-==-==
==-==-==-==-==-==
-aysun 1. sorunun cevabini soylesene.
-once sen 3 u soyle ondan sonra.
-pislik dur 3 u selinden alayim.
-selin uc uc.
-tamam ama sen once 2 yi soyle.
-yaz okulunda gorursunuz
-yasin yaptin mi sorulari.
-yok nerdee.
-olm dedim sana king oynarken molalarda calisalim diye.
==-==-==-==-==-==
==-==-==-==-==-==
-vedat olm yaptinmi sorulari.
-ben ve sorular?
-olm sinavda kaybeden askta kazanirmi acaba?
-honkk
==-==-==-==-==-==
-erdem 1. soruyu versene
-yapamadim
-2 yi ver ozaman
-olm onuda yapamadim.
-3 ve 4 u ver ozaman.
-onlarda yok.
-o zaman 200 milyon borc ver bana.
-ne alaka manyak.
-olm cikista yaz okulunun parasini yatirayim bari.
==-==-==-==-==-==
==-==-==-==-==-==
-damlaaaa. Bugun cook guselsiin.
-yemezleer.
Caner bana da yazsana lan su cevaplari.Kalacam
-Dur copy-paste yapalim
==-==-==-==-==-==
==-==-==-==-==-==
+Siz ne yapiyorsunuz getirin kagitlari.
-Hocam vallah kopya cekmiyoruz.
+Kopya cekmiyosunuz zaten resmen fotokobi cekiyorsunuz
==-==-==-==-==-==
==-==-==-==-==-==
Burnumu tutarsam "B" ,
Alnimi kasirsam "A" ,
Cenemi tutarsam "C" ,
Ellerimi ovusturursam "E"
-Eee Ya secenek "D" ise..
O zaman yedik ayvayi
adse
Allah'ım,
Bizleri Vahdettin'in,Pascal'ın,Newton'un ve buna benzer vatana millete zararlı şahsiyetlerin şerrinden koru.En zor dersimiz din gibi olsun Yarabbi! Bizleri sınavlardan ve sözlülerden muaf eyle ;sana el açan şu kullarını kopya kaynaklarından yoksun bırakma Yarabbi! Kopya kopya diye inleyen canını dişine takıp kopya çekmeye çalışan öğrencileri muzaffer eyle! Dönem sonu geldiğinde annemizin dırdırından,babamızın tekmesinden koru Yarabbi! Sana el açan şu kullarının diplomayı almasını nasip eyle.Sınavlarda kazık
soru soran,bizlere 3'ü çok gören hocaları sana havale ettik sen onları bildiğin gibi yap Yarabbi!!!
adse
Hani taksiciden al haberi derler ya. Gerçekten de öyle…
Piyasada işlerin nasıl olduğunu, hangi partinin inişte, hangisinin çıkışta olduğunu, liderlerin performansını, halkın gündemini hangi konuların oluşturduğunu en garantili öğrenebileceğiniz meslek grubudur taksiciler.
Taksilere her gün her türlü gelir, meslek ve eğitim grubundan insan bindiği için, taksici esnafı toplumun nabzını en iyi tutan meslek gruplarının başında gelir. Üstelik günün her saatinde her türlü semte girip çıktıklarından, toplumun nabzını onlardan daha iyi tutan meslek erbabı yoktur demek abartı olmaz.
Üstelik taksiciler berber ve kuaför esnafı gibi konuşkandır. Siz konuşmak istemeseniz de, bir yolunu bulup lafa tutarlar yolcularını. Hani devlet o kadar istihbaratçıya maaş vereceğine, berber ve taksici esnafına üç beş kuruş takviyede bulunsa, epey bilgiye ulaşmış olur.
Kimin nerede oturduğundan kimin kime takıldığına varıncaya kadar oldukça geniş bir portföyü var taksicilerin. Neyse, biz konumuza geçelim.
Adem Coşkunyürek tarafından kaleme alınan “Sarı Hayatlar” adlı bir kitap okudum. Taksicilerin başından geçen kimi zaman komik, kimi zaman düşündüren, ama her biri memleketimden insan manzaralarını ihtiva eden hoş bir kitap olmuş. Elime geçtiğinde sayfalarını şöyle bir çevireyim demeye kalmadan, su gibi akıp gittiğini fark ettim.
Kitapta, İstanbul sokaklarında 24 saat direksiyon sallayan on binlerce taksi şoföründen bazılarının yaşadıkları ilginç olaylara yer verilmiş. Okurken kimi zaman güldüm, kimi zaman üzüldüm, kimi zaman da ‘ancak bu kadar olur’ dediğim zamanlar oldu. Bugün onlardan bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Hemen altını çizeyim, bahsettiğim olaylar tamamen kitaptan alıntı olduğundan, anlatılan konuların mantık süzgeci açısından muhatabının ben olmadığımı peşinen ifade etmek isterim.
Bu kız mı evladım…
Gece saat 01.00 sularında Aksaray’dan aldığı yolcuyu Zeytinburnu’na bırakan taksici, dönüşte iş almayıp Kocamustafapaşa’daki evine gitmeyi düşünür.
Merkezefendi mezarlığının arasındaki yoldan eve dönüş yaptığı sırada, 19–20 yaşlarındaki bir kızın yol kenarında el ettiğini görür. Gecenin o saatinde bir genç kızı mezarlık kenarında bırakmak istemeyen taksici kızı arabasına alır. Kız taksiciye, “Beni Kocamustafapaşa’ya götürür müsün” der. “Tabi kızım” der taksici. Bir müddet gittikten sonra kızın, “Tamam amca burası” demesiyle bir evin kapısının önünde durur. Kızın, “üzerimde para yok, izin verirseniz hemen evden alıp geleyim” demesi üzerine “tamam” der.
Fakat aradan 15–20 dakika geçmesine rağmen kızın gelmediğini görünce, parasını almak bir yana, kız için kaygılanmaya başlar. Evin zilini çalar.
Bir müddet sonra evin ışığı yanar. Yaşlı karı koca tarafından kapı açılır. Taksici olayı anlatır. İşin parasında olmadığını, ama içeriye giren kız için endişelendiğini söyler. Yaşlı çift taksiciyi eve buyur ederler. Duvardaki resmi göstererek “bu muydu?” diye sorarlar. “Evet” cevabı üzerine, kızı nereden aldığını sorarlar. “Merkezefendi mezarlığından” cevabı üzerine, o kızın, 20 yıl önce trafik kazasında kaybettikleri kızları olduğunu ve bu olayın sıklıkla yaşandığı söyleyerek, bunu unutsanız iyi olur derler.
Çarşamba’ya...
İstanbul’a yeni gelen ve bir yakınının taksisinde işe başlayan taksici, İstanbul Atatürk Havalimanı’na bir yolcusunu bıraktıktan sonra geri boş dönmemek için başlar beklemeye. Çok geçmeden elinde valizleri bir yolcu yaklaşır yanına. “Çarşamba’ya gideceğim, müsait misiniz” diye sorar. “Elbette” cevabı üzerine, yolcu valizlerini yerleştirir bagaja. Taksici oldukça sevinir. Çünkü onun memleketi de Çarşamba’dır. Hemen gideceği uzak mesafenin ona kazandıracağı para, hem uzun zamandır göremediği yakın akrabalarını gitmişken görebilme düşüncesi mutlu eder onu.
Yola çıktıklarında yolcusuna, “Evim yolumuzun üstünde. Bir iki dakikalığına uğrayıp yanıma bir şeyler alabilir miyim” der. “Elbette” der yolcu. Taksici birkaç dakika sonra elinde küçük bir valizle çıkagelir.
“Hayrola şoför bey bir yere mi gidiyorsunuz?” diye sorar yolcu. “Çarşamba benim de memleketim. Gitmişken birkaç gün kalırım diye düşündüm de” der taksici.
Der demesine de, yolcu başlar gülmeye. Gülmesi kesileceğine kahkahaya dönüşür. Ardından da, “Çarşamba derken Samsun Çarşamba’ya değil, Fatih Çarşamba’ya gideceğiz” der. Mahcup vaziyetteki taksicinin dudaklarından, ‘Kusura bakmayın’ sözü dökülür ancak.
Lütfen karşıya...
Taksiye binen yaşlı kadının, “oğlum beni karşıya atıver” demesinden sonra, İstanbul’un öbür yakasına yolcu götüreceği düşüncesiyle sevinen taksici, yaşlı kadının “hemen şuracıktan dönüver oğlum” demesiyle birlikte bir “U” dönüşü yaparak yolun karşısına geçer. Hemen ardından da kadının, “ben burada inivereyim oğlum” sesi duyulur. Taksicinin, “Pardon teyze, karşıya gitmeyecek miydik” sorusu üzerine, “İşte karşıya geçtik ya evladım” cevabını alır. Taksici, teyzenin İstanbul’un karşı yakasına değil, yoğun trafik yüzünden bir türlü geçemediği caddenin öbür tarafına geçmek istediğini öğrendiğinde artık yapacak bir şey yoktur. Ne demişler, parasıyla değil mi?
İşlerin kesat olduğu bir günde ilk yolcusunu Bakırköy’den Beyazıt’a götürdükten sonra Ataköy’deki durağına doğru sahil yolundan dönüş yapan taksici, merkezden gelen telsiz anonsundan, Bakırköy’den aldığı yolcuyu Kapalıçarşı’da bırakan bir takside poşet içerisinde yüklüce altın unutulduğunu öğrenir.
Taksici arkasına dönüp bakar ki, gerçekten de arka koltukta poşet var. Haydi insanlık bizde kalsın düşüncesiyle büyük bir manevi haz içinde basar gaza ve bir an evvel durağa ulaşmak ister. O kadar ki, yolda kendisine ele eden birçok müşteriye de durmaz.
Durağa varır varmaz da, “müşteri nerde bekliyor, emanetini getirdim” diye seslenir. “Ne getirdin” diye seslenir taksici arkadaşları. “Ne olacak, takside unutulan altın poşetini” der. Derler ki, “İsmail Bey verdi yolcunun emanetini. Onun aracında unutulmuş.” Taksici merakla kendi aracındaki poşete yönelir. Bakar ki bir bakraç yoğurt. Yolda almadığı yolculara mı yansın, arkadaşları arasında madara olduğuna mı şaşırıp kalır.
Kitapta işte böyle akıp gidiyor birbirinden ilginç olaylarla. Kimi zaman gülerek, kimi zaman üzülerek okuyorsunuz her bir sayfayı.
Bu vesile ile şunu da ifade edelim. Büyük kentlerin gece yarısı kısmen sakinleşen ve sessizleşen sokaklarında, sabaha kadar direksiyon sallayan taksici esnafının elindeki üç beş kuruşu bıçak veya silah zoruyla gasbetmeye çalışan vicdansızlar yok mu? Elleri kırılsın diyesi geliyor insanın…
adse
Eğlencelik Çiğdem Problemi ve Zeka Soruları
Sahil kenarlarında, mesire yerlerinde, oralarda buralarda gezinirken "eğlencelik çiğdem" diye bağıran seyyar satıcılar olur hani, gerçi ben hiç haz etmem yolda yürürken çiğdem yenmesinden ve sokakların pisletilmesinden. İnsan elinde bi tane poşet alır en azından ve oturarak yenir diye düşünürüm hep. Mesela çimlik alanlara çimlere basmadan oturulabilir gibi.. :)) Bunlar da sevdiğim ve bildiğim sorulardır, burada da böyle çiğdem tadında "eğlencelik sorular" olsun dedim. Şimdi "Çiğdem nee?" diye soracak olanlar da olabilir, saygı duyuyorum. Bizler "çekirdek" yerine "çiğdem" deriz bu taraflarda şaşırabilir kimileri, ondan yani bu karmaşıklık. Karışmasın demek isterim. Neyse konu dağıldı. Çerez sevmeyenler şimdiden kusura bakmayınız. Zeka soruları sevenlere gelsin bu yazı. Ben de biraz dersime çalışmaya gideyim. Gerenk yok aslında ama. :o) Neyse gittim ben..
...
1. 2 kişi bir miktar pastayı yalnız bir bıçak yardımı ile adaletli olarak nasıl paylaşabilir?
2. 8 küçük misket var. Misketlerden biri diğerlerinden daha ağır. Bir de çift kollu terazi var. Bu teraziyi kullanarak sadece 2 kere tartma işlemi yaparak ağır olan misketi nasıl bulabiliriz?
3. Enine ve boyuna simetrik daire şeklinde bir pastayı 3 doğrusal bıçak darbesi ile 8 eş parçaya nasıl ayırabiliriz?
4. Geceleyin en fazla 2 kişi taşıyabilen bir köprüden 4 kişi karşıya geçmek istiyor. Bu dört kişiden biri karşıya 1 dakikada, biri 2, biri 5, ve sonucusu 10 dakikada geçebiliyor. Yalnız bir el feneri var ve ışıksız köprüye çıkılamıyor. Ancak yavaş giden yanındakini de yavaşlatıyor. Mesela 2 dakikada ve 10 dakikada karşıya geçebilen kişiler birlikte 10 dakikada geçebiliyor. Dördü birden karşıya en az kaç dakikada geçebilir?
5. Öğretmeni Seda'ya çözmesi için 35 soruluk bir test verir ve ona doğru çözeceği her soru için 3 çikolata vereceğini, yanlış yapacağı her soru için de 1 çikolatayı geri alacağını söyler. Soruları çözdükten sonra Seda'nın 5 çikolatası olduğuna göre Seda sorulardan kaçını doğru yapmıştır?
4x = 40 => x = 10 ');" value="CEVAP" class="inputSubmit" align="left" type="button">
Kaynak CilginKodlaradse