Bir gün Nasreddin Hoca sehire gelip, bir arkadasiyla birlikte handa kalmis. Gece yarisi arkadasi sormus :
-Hocam, uyudunuz mu?
-Buyurun birsey mi var?
-Biraz borç para isteyeyim demistim.
Nasreddin Hoca derhal horlamaya baslayip:
-Ben uyuyorum! demis.
Güldünüz mü ? Yorum yazarak belırtırsenız sevınırım :)
adse
Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir:
-"Getir bakayım şu karneyi!"
-"Al baba..."
Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf.
-"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!"
-"Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum..."
adse
Tüm Ülke İşsiz Fıkrası
Gönderen Emre Etiketler: Fıkralar, fıkrası, Tüm Ülke İşsiz, Tüm Ülke İşsiz fıkrasıUluslararasi Cerrahlar Konferansı bittikten sonra bir Amerikalı, bir İngiliz, bir de Türk cerrah birlikte bir şeyler içmeye giderler.
İngiliz başlar anlatmaya; "Geçen gün bir iş kazası geçirmiş birini getirdiler. Adam presin içine sıkışmıştı. Sadece sol küçük parmağı vardı. Bizim elemanlarımız öyle iyi çalıştılar ki, önce parmağa bir el, sonra kol, sonra da vücut yaptılar. Adam taburcu olunca o kadar verimli bir işçi oldu ki onun yüzünden 5 işçi, işsiz kaldı." Amerıkalı söz alır; "Bana ise geçen gün saç getirdiler. Adam nükleer reaktörün içinde kalmış. Sadece saçı vardı. Oldukça iyi bir çalışma ile önce saça bir baş, sonra vücut vs yaptık. Adam taburcu olduğunda o kadar verimli oldu ki, onun yüzünden 20 kişi işsiz kaldı. Türk söz alır; "Geçen yolda gidiyordum. Bir de baktım, yerde bir tik vardı ve kendi kendine atıyordu. Hemen yerden alıp çantama koydum. Laboratuvara gidip önce o tike uygun bir göz, sonra o göze uygun da bir baş, o başa uygunda bir vücut yaptık. Ortaya bir adam çıktı. O kadar verimli oldu, o kadar verimli oldu ki, bütün ülke onun yüzünden şimdi işşiz...
adse
Ukrayna da ogretmen ogrencilere para birimlerini sormaktadir.Ogretmen: Almanya der
Ogrenciler hep bir agizdan: Mark derler.
Ogretmen: Amerika der
Ogrenciler hep bir agizdan: Dolar derler
Ogretmen: ıngiltere der
Ogrenciler hep bir agizdan: Sterlin (Pound) derler
Ogretmen: Turkiye der
Ogrencilerden ses cikmaz.
Ogretmen bir daha sorar. der.
Ogretmen sasirir oglum nerden cikardin onu der
Ogrenci gecen sene ablam Turkiye ye tatile gitti
ve geldiginde iki kere verdim palto aldım
bir "kere" verdim canta aldım bir "kere" verdim pantalon aldım
üc "kere" verdim donus bileti aldım diyordu.
adse
Temel, Fadime ile nişanlanmış. Fadime'yi arabasına almış, gezmeye çıkarmış. Arabayla biryerlerde durmuşlar. Kalkarken Temel vitesi bire almak istemiş, eli Fadime'nin eline değimiş. Fadime kızarmış. Temel de utanmış. Günler geçmiş. Nihayet evlenmişler. Balayına arabayla Bodrum'a yola çıkmışlar. Bodrum'da otele vardıklarında Temel el frenini çekmiş. O sırada yine eli Fadime'nin eline değmiş. Fadime yine kıpkırmızı olmuş. Ama laf etmekten de geri durmamış: "Ula Temel, artuk evlüyüz daaa, daha ilerü cidebilürsün." Temel bunu duyunca hemen el frenini indirmiş. Marmaris'e doğru yola çıkmışlar...
adse
Kasabanın birisinde çapkınlıklarıyla ünlü imam ve bekçi varmış. O kadar zampara imişler ki, uçan dişi sineği bile götürüyorlarmış. Bir gün kasabaya, mesleğinin baharında genç, idealist bir dostor bey atanmış. Genç doktor, hem yakışıklı hem de çok parlak kız gibi bir şeymiş.
Doktoru gören bekçi ile imam, birbirleriyle iddiaya girmişler. Doktoru önce kim götürürse iddiayı o kazanacakmış. Günlerden bir gün, akşam üzeri kasabanın bekçisi doktorun muayenehanesine gitmiş. Doktora rahatsızlığını söylemiş. Doktor, bekçinin üzerini çıkartıp, sedyeye uzanmasını söylemiş. Bekçiyi muyene etmeye başlamış. Elini bekçinin kırtına ve göğsüne sürerken bekçi doktorun elini nazikçe tutmuş;
BEKÇİ:"Doktor bey sana birsey söylemek istiyorum"
DOKTOR:"Söyle bakalım"
BEKÇİ:"Ben senden hoşlanıyorum. Mümkünse seni birkere yapmak istiyorum"
DOKTOR:"Hay hay neden olmasın. Biz hastalarımızın her türlü ihtiyacını karşılamak için görev yapıyoruz."
DOKTOR:"Yalnız, şimdi akşam üzeridir, insanlar işten çıkmıstır, muayenehaneme uğrayabilirler, sen şu pencereden bir bak bakayim sokak sakin mi, yakalanmayalım." der.
Pencereler yukarıya doğru açılıp altan mandallanan pencerelerdenmış. Bekçi pencereyi yukarıya doğru kaldırıp başını dişarı çıkartıp sokağa bakmaya başlamış. Tam bu sırada doktor pencerenin mandalını çevirerek pencereyi kapatmiş ve bekçinin başı dışarıda kalacak şekilde bekçi sıkışmış. Doktor bekçinin arkasına geçip pantolonunu indirmiş ve başlamış gidip gelmeye. Doktor gidip geldikçe bekçinin ağzındaki düdük "düüürt düüürt" diye ötüyormuş. Tam bu sırada sokaktan geçmekte olan imam efendi;
İMAM:"Hayırdır bekçi efendi, o pencerede ne işin var"
BEKÇİ:"Bakıyorum asayiş berkemal mi?"
İMAM:"Sen onu benim külahıma anlat. Ben dün gece sabaha kadar o pencerede ezan okudum" demiş.
adse
Üc sise deviren Sarhos eve gitmek üzere Meyhaneden cikmis.
Sallana sallana. bi oduvara bir oduvara tutunarak yürümeye calisiyormus, bu arada karsi istikametten biri geliyormus.
Adam sarhosu görünce biraz tedirgin olmus ama devam etmis.
adam saga,sarhos oraya,adam sola sarhos oraya derken sarhos adama carpmis, Adam hemserim gözüyün önüne bak, koca yolu görmüyormusun demis,; Sarhos- Abi cok cok özür dilerim ama aranizdan gecmek istedim.
adse