Bunları Biliyor musunuz ? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bunları Biliyor musunuz ? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ağız kokusu birçok sebebe bağlı olarak oluşabilmekte ve çoğu zaman oldukça rahatsız edici bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Kimi zaman önlenmesi, basit tedbirlerle mümkün olmakta iken, kimi zaman giderilmesi kolay olmamaktadır.

Normal şartlarda ağzımızın içerisinde çok sayıda çeşitli bakteri mevcuttur. Bunların içerisinden çok az bir kısmı uçucu sülfür bileşikleri üreten bakterilerdir. İşte ağız kokusu ağızda bulanan bakterilerin ürettiği sülfür içerikli gazlarla ortaya çıkmaktadır.

Kahve, bakterilerin daha çabuk üreyebileceği asidik ortamı yaratması nedeni ile ağız kokusuna sebep olabilir.

Alkol kullanımı sonrası ağız kuruluğu ve dolayısıyla ağız kokusu ortaya çıkabilir.

Sigara doğrudan veya yol açtığı diş ve dişeti hastalıkları nedeni ile ağız kokusu sebebidir.

Daha hafif ve tedavisi daha kolay olan bu ağız kokusu nedenlerinden başka, patolojik nedenler dediğimiz daha şiddetli ve tedavisinde güçlükle karşılaşabilecek önemli bulduğumuz ağız kokusu nedenleri şunlardır:

Diş ve dişeti hastalıkları

- Dilin üst arka bölünmünde tat tomurcukları arasındaki birikintiler ve bunların üzerinde yer alan bakteriler.

- Tükürük salgılanmasında azalmaya sebep olan çeşitli durumlar (ağız boşluğunun kendi kendini temizleme mekanizmasını etkilerler).

- Bademcik dokusu üzerinde 'kript' adını verdiğimiz çukurlar. İçerisinde biriken yemek artıkları, epitel döküntülerin mevcudiyeti.

- Sindirim sistemi hastalıkları da ağız kokusu nedenlerinden biridir.

- Ösefageal reflü, onikiparmak bağırsağında darlık, mide fıtığı mevcudiyeti ağız kokusuna neden olabilir.

- Mide ülserine sebep olan 'Helicobacter pylori' de ağız kokusu yaratan bir etken olarak düşünülmektedir. Nefesteki kötü kokunun şiddeti, 'H. pyleri' pozitif olan hastalarda, negatif olan hastalara göre daha yüksek bulunmuştur.

Bunların dışında ağız kokusuna sebep olabilecek genel sebepleri şöyle sıralayabiliriz:

- Şeker hastalığı

- Kronik böbrek yetmezliği

- Hormonal rahatsızlıklar

- Bazı kan hastalıkları

adse

Gökyüzünün mavi görünmesinin tek sebebi kırılma hadisesidir.
Güneş ışınları atmosfere girdiğinde atmosferdeki gaz moleküllerine ve toz parçacıklarına çarparak saçılır. Gün ışığı değişik dalga boylu birçok ışından oluşur. En kısa dalga boylu mavi ışınlar atmosferin üst tabakalarındaki küçük parçacılar tarafından hemen saçılırlar. Fakat kırmız ışık (ki en büyük dalga boylu ışıktır!) saçılmak için daha büyük parçacıklara çarpmak zorundadır.
Gökyüzü açık olduğunda, mavi ışık diğer ışıklara oranla en fazla saçılan ışıktır. Bu yüzden de gökyüzü mavi görünür. Mesela gökyüzü yoğun bulutlarla veya dumanla dolu olduğunda, tüm ışınlar nerede ise aynı oranda saçılır. Bu da gökyüzünün gri renkte görünmesine sebep olur.

adse

PUSULA NEDİR?

Basitçe pusula, belli bir eksen etrafında serbestçe dönecek şekilde yapılmış küçük bir mıknatıs çubuğudur. Peki, nedir bu mıknatıs çubuğun özelliği?
Her mıknatısın bir kuzey ucu, bir de güney ucu vardır. Eğer iki mıknatıs serbestçe salınacak şekilde yan yana asılırsa, birinin kuzey ucu diğerinin güney ucunu çekecek şekilde dengeye gelirler.
İşte pusulanın çalışma prensibi de budur. Pusulanın mıknatıs çubuğu dünyamızın manyetik kuzeyi tarafından çekilmektedir. Bu yüzden dünyanın neresinde olursak olalım pusulamızın N yazılı ve kırmızı renkli ucu daima dünyamızın manyetik kuzeyini gösterecektir.
PUSULA ÇEŞİTLERİ NELERDİR?
İmalat şekline göre kuru pusula ve sıvı pusula, çalışma prensibine göre ise Manyetik pusula ve Jiroskop Pusula olarak ikiye ayırabiliriz. Jiroskop pusula gerçek coğrafi kuzeyi gösterir ve çalışma prensibi manyetik pusuladan daha farklıdır. Bizim burada sizlere bahsedeceğimiz manyetik pusuladır
adse

HALK EDEBİYATI GENEL ÖZELLİKLERİ
Halk edebiyatı, halk arasında yetişen kimselerin İslamlıktan önceki Türk edebiyatı geleneklerini sürdürerek meydana getirdikleri sözlü bir edebiyattır.
Bu edebiyat, okumamış halk tabakası arasında bugüne kadar sürüp gelmiştir.
Halk edebiyatının başlıca özellikleri şu noktalar üzerinde toplanabilir:
a. Dil, halk arasında kullanılan konuşma dilidir. İslâm uygarlığının etkisiyle konuşma diline birtakım sözcükler girdiği gibi, Halk şiirine de, özellikle XVI. yüzyıldan sonra, birtakım yabancı sözcükler ve yabancı dil kuralları girmiştir.
b. Halk edebiyatında şiir, musikiden ayrılmamıştır. Bu edebiyatta şiir, saz şairi veya âşık denen şairler tarafından, bağlama adı verilen bir sazla söylenir.
c. Halk şiirinin nazım ölçüsü hece veznidir.
ç. Halk şiirinin kendine özgü birtakım nazım biçimleri vardır. Bunların başlıcaları mani, koşma, semai, türkü, v.b... dir.
Halk edebiyatının nazım birimi dörtlük’tür; yani düşünceler dörder mısralık bendler içinde anlatılır. (Saz şairleri, şiirin içindeki dörtlüklerin bir tanesine hane, hepsine birden katar derler.)
d. Halk şiirinde çoklukla yarım kafiye kullanılır. (Saz şairleri kafiyeye ayak derler.)
e. Halk edebiyatında konulara göre isim alan şiir türlerinin başlıcaları şunlardır: güzelleme, taşlama, koçaklama, ağıt, şathiye, ilâhi, nefes vb...
Halk edebiyatı iki koldan yürümüştür:
1. Ortak Halk edebiyatı: Bu, kimin tarafından söylendiği belli olmayan, halkın ortak malı bir edebiyattır. Başlıca verimleri mani, türkü, destan, masal, halk hikâyesi, meddah hikayesi, karagöz, ortaoyunu, v.b... dir.
2. Sanatçısı belli halk edebiyatı: Bu, kimin tarafından söylendiği bilinen bir edebiyattır. Aşık edebiyatı ve Halk tasavvuf edebiyatı diye iki koldan yürümüştür.
a. Aşık edebiyatı: Dindışı konulan işleyen ve aşık denen saz şairleri tarafından söylenen edebiyattır. Kasabalarda, şehirlerde ve yeniçeri ocaklarında gelişmiştir. Bu edebiyatın başlıca şiir türleri güzelleme, taşlama, koçaklama, ağıt, v.b... dir.
b. Halk tasavvuf edebiyatı: Tasavvuf konusunu işleyen bir edebiyattır. Tekkelerde gelişmiştir. Konu ve dil bakımından İslâm uygarlığı etkisi altındadır. Bu edebiyatın başlıca şiir türleri ilâhî, nefes, deme v.b... dir.







HALK EDEBİYATINDA NESİR

Halk edebiyatının belli başlı nesir türleri hikâyeler, masallar, fıkralr, temâşâ eserleri (karagöz, orta oyunu, meddahlık) ve bilmecelerdir. Hemen hepsi anonim olan ve bir kısmı farklar mahsulü durumunda bulunan bu nesir türlerine "ata sözleri"ni de eklemek gerekir.
HALK HİKÂYELERİ
MASALLAR

FIKRALAR
KARAGÖZ
ORTA OYUNU
MEDDAHLIK
BİLMECELER
ATA SÖZLERİ


HALK EDEBİYATI NAZIM ŞEKİLLERİ
Koşma :
Koşma, halk şiirinin en yaygın nazım şeklidir. 11’li (6+5 veya 4+4+3) hece ölçüsüyle söylenen dörtlüklerden meydana gelir. Ilk dörtlüğün 1. ve 3. mısraları serbest veya kendi arasında kafiyeli, 2. ve 4. mısraları birbirleriyle kafiyeli olur. Daha sonraki dörtlüklerin ilk üç mısraları kendi aralarında, 4. mısralar ilk dörtlüğün 2. ve 4. mısraları ile kafiyelidir.
Dört, beş (en az üç, en çok dört) dörtlükten teşekkül eden koşmalar umumiyetle aşk duygularının dile getiren, tabiat güzelliklerini gösteren lirik şiirledir. Konusu sosoyal oaln koşmalar da görülmektedir.

Destan :
Destan şekil itibariyle koşmalara benzer. Makan ve ezgisi değişik olur. Destanlar uzun manzumelerdir. (yüz dörtlüğe varanlar görülmektedir.)
Destanalr umumiyetle tarihî hadiseler, savaşlar, kahramanlıklar için söylenir. Destanlar topluluk hayatı ile ilgili konuları da ele alırlar. Halk arasında âdetve gelenekleri aksettiren; züğürt, cimri, dalkavuk gibi tipleri ve gülünç karakterleri ortaya koyan; zelzele ve kolera gibi tabiat afetleririni ve hastalıkları hikâye eden; eşkıyadan bahseden; cemiyet içindeki çeşitli meslek ve zümrelerin, esnafların dikkat çekici taraflarını işleyen destanlar bulunmaktadır. Destablar tarih ve sosyoloji incelemeleri için son derece mühim eserleridir.

Semaî :
Koşma şeklinde ve 8’li hece vezniyle söylenen ve konu bakımından âşıkane olan manzumelerdir. Hususi bestelrei vardır.

Varsağı :
Şekil ve vezin itibariyle semaî gibidir. Arada makam farkı bulunmaktadır. Torostaki Varsak Türkleri’nin hususî bestesiyle söylenir. “Bre”, “behey” gibi çağırma edatlarıyla başlayan varsağılarda erkekçe bir edâ vardır.

Türkü :
Halk edebiyatının en yaygın ve esas nazım şekillerindendir. Türkü, şekil yönünden koşmaya benzer. Yalnız kıtalar çok defa 5 veya 6 mısradan meydana geler. Kıt’alarda son veya son iki mısralar umumiyetle tekrarlanır. Şarkı ile türkü arasında şekil benzerliği vardır. Aradaki fark, birinin aruz, öbürünün hece vezniyle yamasıdır. Türküler 11’ li veya 8’ li, 7’ li hece vezniyle söylenmiştir.
Türküler, daha çok anonim eserleridir. Sahibi belli olanlar da bulunmaktadır. Türküler mahallî ağız isimlerine (Urfa ağazı, Eğin ağazı, Rumeli gibi), beste ve makamlarına (kaya başı, türkmani) ve konularına göre çeşit çeşitdir. Türküler bu esaslara göre sınıflandırılır.
Türkülerin konuları ekseriyetle aşk ve lirik hususlarıdır. Günlük hadiseleri dile getiren; savaşlardan, efelerden, meşhur eşkıyadan bahseden türküler de bulunmaktadır. Türkü meydana getirmeye “türkü yakmak” denmiştir.

Mâni :
Halk edebiyatımızın en çok kullanılan nazım şekillerindendir. Mâni 7’li hece vezniyle, üçüncü mısrası serbest, diğer mısraları kendi aralarında kafiyeli dörtlük hâlinde söylenen nasım şeklidir. Ilk iki mısra, çok defa asıl mânâ ve musikiyi hazırlayan ve son mısralarla iritbatı olmayan doldurma mısralardır. Mânilerin altı, yedi mısralı olanları da vardır. Bunlar mısraları arttırılmış mânilerdir. Bazan ilk mısra, kafiyeyi göstermek üzere tek kelimeden ibaret olur. Böyle mânilere “ayaklı mâni” denir. Mânilerde cinaslı kafiye çok kullanılır.
__________________
adse